Hayat Formları ve Hatalardan Bir Buket: Yuşa

HABERLER KÜLTÜR VE SANAT
Görüntüleme: 11
0 0

Hayat Formları ve Hatalardan Bir Buket: Yuşa Hayat Formları ve Hatalardan Bir Buket: Yuşa

Bilim kurgu romanlarının pratik bir içeriği olmamakla beraber, insana hayat karşısında sağladığı bir seçenekten bahsedebiliriz. İnsanları yaşadığı güncel mesele ve meşguliyetlerden, o andan koparır. Bu işlev az şey değildir. Esasında bütün kitaplarda bu özellik vardır. Olmalıdır. Peki, insan yukarıda bahsettiğimiz kopmayı sağlayınca iyi mi olur kötü mü? Dünyadan hatta evrenden kopmak… Bu iddialı cümleyi yumuşatmak lazım sanki. Gündelik hayattan, meşgalelerden, yıldığımız ve bıktığımız şeylerden bir süreliğine uzaklaşmak. Evet, bu cümle bize daha uygun duruyor.

Bilim kurguda, bizim bilmediğimiz bir yaşam formuna götürme iddiası var. Bu iddia var olandan, yaşanandan, akıldan yola çıkar aslında. Yaşarken farkında olmadığımız başka bir açıyı, başka bir realiteyi sunar. Kurguyu yapanın zekâsı, insanın her anı neredeyse farklı bir karabasan haline dönüşmüş olan “yaşama şekli” ve algısının ürettiği karanlığı aydınlatmak içindir bu kitaplar.

“Yuşa” adlı kitap var elimde. Eyüp Savaş yazmış. Alt başlıkları var. “Başlangıç”, “Sıfır Bir”, (Hepimiz bir ve sıfırlardan ibaretiz) şeklinde. Ritim Sanat Yayınları tarafından 2022 Eylül ayında yayınlanmış. Bilimkurgu ile fütürizm, fantastik bir senteze ulaşmış bu kitapta. Ön kapakta ilginç bir illüstrasyon var. Boyutlar arasında açılan bir kapı ve o kapıdan bir eli cebinde bir figür geçiş yapıyor. Arka kapakta şu satırlar var:

“Evren, dünyamız, galaksiler ve onca yaşam hepsi bir düzen içerisinde ahenk ile dans ediyorlar. Yaratıcının yazdığı kader çizgisinde kendi amaçlarını yaşıyorlar. Herkesin bir amacı var ve Yuşa’nın amacı ailesi ile mutlu bir yaşam sürmekti. Yuşa’nın dünya hayatında isteyebileceği her şey yanındaydı. Ancak bir gün İstanbul’da uzun zamandır beklenen büyük deprem gerçekleştiğinde gerçeklerin ve amacının ne olduğunu aslında bilmediğini öğrendi. Daha büyük bir amacın bir parçası olduğunu, hiçbir zaman bilemezdi. Gerçekleri bulabilmek için bir yolculuğa çıktı arkasında çok sevdiği ailesini bırakarak ve döneceğine söz verdi. Bir söz daha verdi kendisine, gerçeği bulacaktı. Yaşamı ve mutluluğu bir yalandan ibaret olmazdı. Yuşa tüm evreni dolaşmak gerekse bile gerçeği bulacak ve hayattaki amacını tekrar yaşayacaktı.

Bu kitap bir karakterin iki farklı evrende geçirdiği farklı hayat formlarına geçişler yaptığı bir kurgudan oluşuyor. Geçişler hem yumuşak hem de ilginç. Yuşa’nın dünyaya geliş hikâyesi ile başlıyor anlatım. Yuşa daha dünyaya gelirken annesi ve ikiz kardeşini kaybediyor. Annesi Aliye’nin isteği üzerine Yuşa ismini verirler ona. Yuşa’yı teyzesi büyütür. Babası hep yanındadır ama hep yoktur, acılarıyla baş başadır o. Yuşa ile yaptığı tek şey yatarken ona kitap okumasıdır. Yuşa olgun ve zeki bir çocuktur. Acıklı bir hayat hikâyesi bu ve kayıplardan oluşur. Okulda âşık olduğu Meryem ile dünya evine girer ve o gece babası ölür. Kısa bir süre sonra kızı Bennu dünyaya gelir.

Bilgisayar uzmanı olan Yuşa yazılım yapmakta ve teknoloji işinde çalışmaktadır. En sevdiği aktivite karısı ile birlikte güneşin batışını izlemektir. Kötü başlayan hikâye Yuşa’nın hayatındaki anormalliklerin artmasıyla ivmelenir, bir anda tempo yükselir. İstanbul’da beklenen o meşhur deprem yaşanır. Güneş yeşile boyanır. Bununla ortaya çıkabilecek felaketler ortaya çıkar. Daha kötüsü de var. Kahramanımız Yuşa ve eşi Meryem açılan bir boşlukla başka bir boyuta, trene benzer bir araçla sürüklenirler. İstasyon benzeri bir yerde inerler. Burada MÖ 4100 yılında “sitemden çıkarıldığını” söyleyen Âdem isminde biriyle karşılaşırlar. Âdem bildiği şeyleri Yuşa’ya aktarır. “Mu” isimli bir yazılım vardır. Dünya hayatı, insanlık vb bu programın bir yazılımından ibarettir. Âdem şu ifadelerle yaklaşır Yuşa’ya: “Siz kendinizi biyolojik bir varlık mı sandınız. O zaman bir daha düşünün. Hepimiz bir ve sıfırdan ibaretiz.” Bu ifadeler de bilgisayar diline göndermedir.

Geride bıraktıkları küçük kızları Bennu için merak ve endişe içindedirler. Etraftaki kullanabileceği her bilgiyi almaya çalışan Yuşa, Meryem’in yaşadıklarını dikkate alarak, bir bilgisayar programı olan sistemi manipüle eder. Meryem için bir geri dönüş kapısı açmayı başarır. Meryem sistemden çıkarak kızının yanına döner, deprem sonrası enkazdan çıkarılır. Yuşa ise sistemi çözmeye çalışırken farklı olaylarla karşılaşır.

Oradaki makinelerin de farklı şekilde çalışan bilgisayarlar olduğunu fark eden Yuşa bu makinelerde kodlar yazarak farklı dünyalar – gezegenler arasında dolaşır. Farklı ırklar, yaratıklar, savaşlar gezegenler görür. Dikkatimi çeken şey Yuşa’nın insan ya da makine formlarında, farklı gezegenlerde insanlığını ve inancını kaybetmemesiydi. Yuşa işi çözmek için kodlarla uğraşırken, kendini bir robotun içinde bulur çünkü.

Akıcı, sürükleyici bir kitaptan söz ediyoruz. Farklı bir evren dizaynı var ve oldukça güzel. Her şey ince ince planlanmış. Ama bu kadar… Çünkü bu kitaptaki imla hatası kadar, büyük ve fahiş hataları başka bir kitapta görmedim ben. Bir son okuma, bir editöryal inceleme maalesef yapılmamış. Ben bunu “okuru ciddiye almamak” şeklinde algılıyorum. Aksine bir okur olarak ciddiye aldığımı an itibariyle göstermekteyim. Zaman ayırıp okuyor ve üstüne değerlendirme yazıyorum. Yayıncılardan rica ediyorum. Yayınlanmadan önce Türkçe bilen birilerine okutun bu metinleri. Çünkü yayınlandıktan sonra benim gibi “çokbilmişler” okuyor. Yazardan rica ediyorum, imla bilen bir arkadaşınıza son okuma yaptırın. Lisede sayısal okuyan hemen herkesin büyük hatasıdır. Önemsemez, öğrenmez. Sürekli “ne işime yarayacak” sorgulaması yapar. Oysa sözelci ile aynı saat edebiyat dersi görür.

Ha, diyorsanız ki, böyle boş konuşma, hatalardan örnek ver. Vereyim. Ama hangi birini. “De, ki ve mi” yazımlarındaki hatalara alıştık ama mesela “gelirse” kelimesindeki şart eki de ayrı olmaz, yok artık demeyin. “Tayin” kelimesi “tahin” olmaz, “müşahede” “müşahide” olmaz. Bu kadar da olmaz. Kitabın üstünde yüz lira (sayıyla 100) yazıyor. Müsaade edin de bariz ve fahiş hatalar da olmasın. Ha derseniz ki, hata ile rakam ne iş, ne alaka diye..? Bence bunca hataya sebep olan rakamlardır. Neye yorarsanız yorun. Böyle güzel bir proje inadına özensiz, inadına hatalarla dolu. Üzülüyor insan.

Bu kitaba “başlangıç” alt başlığı verilmesini devamının geleceğine işaret olarak alıyorum. Dolayısıyla, devamı gelirse sıfır hata olsun ki ilk kitaptaki ihmaller bir nebze telafi edilebilsin. Bunları yazdıktan sonra da devamını bekliyor muyum? Evet. Kurgu ve bilimsel altyapı hatta hikâye mevcut nihayetinde. Bu veri, çatışmanın da süreceğini gösteriyor. Yazılımdan gen teknolojisine geniş bir yelpazede anlatılıyor hikâye. Neyse. Ben gördüm, süzdüm, yazdım. Karar okurun!

Yuşa

Eyüp Savaş

Ritim Sanat Yayınları

2022

202 sayfa


Yazar: Salih BORA – Yayın Tarihi: 17.03.2023 09:00 – Güncelleme Tarihi: 22.02.2023 13:43

Mutlu
Mutlu
0 %
Üzgün
Üzgün
0 %
Heyecanlı
Heyecanlı
0 %
Uykulu
Uykulu
0 %
Sinirli
Sinirli
0 %
Sürpriz
Sürpriz
0 %

Ortalama Puanı

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın